Mesnevi’den….
İsa’nın devriyle, nöbet onundu. Mûsâ’nın canı oydu, onun canı Mûsâ.
Şaşı padişah, Tanrı yolunda o iki Tanrı demsâzını birbirinden ayırdı.
Usta, bir şaşıya “yürü, var, o şişeyi evden getir” dedi.
Şaşı,”O iki şişeden hangisini getireyim? Açıkça söyle dedi.
Usta dedi ki: “O iki şişe değildir. Yürü, şaşılığı bırak fazla görücü olma!”
Şaşı, “Usta, beni paylama. Şişe iki” dedi. Usta dedi ki: “O iki şişenin birini kır!”
Çırak birini kırınca ikiside gözden kayboldu. İnsan tarafgirlikten, hiddet ve şehvetten şaşı olur.
Şişe birdi onun gözüne iki göründü. Şişeyi kırınca ne o şişe kaldı, ne öbürü!
Neyforum ‘dan Yiğit Hocam‘a teşekkürler…
Soğuk bir kış günü padişah, tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş.
Yanına baş vezirini alıp, yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı
bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek
tabaklıyormuş.
Padişah, ihtiyari selamlamış: ‘ selamunaleyküm ey pir-i fani…’
Adam: Aleykumselam ey serdar-ı cihan…’ Read the rest of this entry »
Ağustos 27th, 2008Şevkefza
ŞEVKEFZÂ
Ne zaman bu hikayeyi okusam tüylerim diken diken olur,ağlamaklı bir vaziyet alırım.
Bezmara‘nın kurucusu Kemençevi Fikret Karakaya Bey’in meşhur III.Selim’in Rüyası olarakta bilinen bu enfes yazısı her ne kadar bir rivayetse de Niyazi Sayın Bey hocamızın
Şevkefza Taksimlerini ve aynı makamda sözleri Necmeddin Okyay‘a ait ”Güllerin karşımda her an solmadan durmaktadır“adlı şarkısını dinleyince mâna iklimine uçmamak için bir sebep yoktur.Hele o meyân yok mu,
adamı yer ile yeksan eder… Sözü fazla uzatıp edepsizlik yapmayayım… Read the rest of this entry »
Fasıl nasıl yapılır’ın en güzel örneği,ortada hanende her sazdan birer adet ve mümkünse klasik türk müziği sazları..Yirmi tane kemanın arasına,bir ney bir tanbur oturtan zihniyete izletmek lazım gelir bunu.Umarım TRT’nin saygıdeğer yöneticileri musıkimizi ne hale getirdiklerinden biraz olsun utanırlar…
Kanun: Cüneyd Koşal
Hanende: Birgit Recep
Ney: Dogan Ergin
Kemençe: Cüneyd Orhan
Tanbur: Necdet Yaşar
Gönül Verdim Bir Civane (3. Selim)
Tanbur Taksimi
Ey Gül-i Bağ-ı Eda (Dede Efendi) Read the rest of this entry »
Değerli dostlar facebookta Bekir Bey’in grubundan bir duyuru geldi bugün,kıymetli üstadımız için 10 Eylül’de bir anma gecesi yapılacak,program Altunizade Kültür Merkezinde olacak,anma gecesinden önce ise sevenleri kabri başında dualar okuyacak;
Kabir ziyareti-14:00
Anma Konseri-20:30 - 23:30
ALTUNİZEDE KÜLTÜR MERKEZİ
Barbaros Mah. Sırma Perde Sok. No:23 Altunizade - Üsküdar - Capitol arkası
Ayrıntılı bilgi için grupta mail adresi bırakılmış,
Tüm özleyenler davetlidir…
Gönül kapısını bize açan Neyzen Niyazi Sayın ile daha kapıdan girdiğimizde farklı bir söyleşi yapacağımızı anlamıştım. Fotoğrafçılık, tespih sanatı, ebru, resim, kuş merakı, çiçekçilik, aşçılık, elektronik, ney yapımı ve buna benzer o kadar geniş bir ilgi alanı var ki hangisini anlatacağımızı şaşırdık. Hangi konuyla ilgilendiyse o konuda en iyisi olmuş ama bunu hırsla değil sevgiyle yapmış. Niyazi Sayın zamana meydan okuyan bir insan. Son teknolojileri takip ediyor, bilgisayar kullanıyor, yeniye açık, her günü dolu geçen değerli bir insan.. Niyazi Sayın ney icrasında yeni kalıplar ve pozisyonlarla bir dönüm noktası oldu. Bugün musikîmizde ney icrası, “Niyazi Sayın öncesi” ve “Niyazi Sayın sonrası” diye ikiye ayrılıyor. Vakit bana yetmiyor diyor, nasıl yetsin ki.. Bizim de onu anlatmaya sayfalarımız yetmedi.. Gelin sayfalarımız izin verdiği ölçüde Niyazi Sayın’ın deryasından bir katre su alalım kendimize..
Ney ile yolculuğunuz nasıl başladı? Read the rest of this entry »
Kâni Karaca’ya Allah rahmet etsin; bazı
gazeteler ondan “mevlidhan” diye bahsedince
şaşırdım ve üzüldüm. Ağacı yaprağıyla tarif
etmek gibi bir şey bu. Kâni Bey’e mevlidhanlık
sıfatı az gelir; o yaşadığı müddet zarfında Türk
musikisinin en büyük sesiydi; klasik
tegannî tarzının belki de yegâne üstâdıydı. Read the rest of this entry »
Mehmed Akif Ersoy’un ve Neyzen Tevfik ahbaplığı tüm edebiyat çevrelerince bilinir.irdelenmesi gereken;bu iki zıt kutbu biraraya getiren ne? sorusu.
cevap;dürüstlükleri ve ney… Read the rest of this entry »
TRT Röportajı
Programı Hazırlayan: Mahmut Bilki
Sunucu: Efendim stüdyomuza hoş geldiniz.
Niyazi Sayın: Hoş bulduk efendim.
S: Sanat yaşantınız nasıl başladı? Bu başlangıçta kimlerin etkileri oldu? Sizden önce bunu rica edelim.
NS: Küçük yaştan beri musikiyle uğraşıyorum desem, yalan olacak. Çünkü sporla meşgul oldum. 20 yaşına kadar aşağı yukarı ömrümüz sporla geçti. Bunun yanında şunu söyleyebilirim ki dört beş yaşında iken babam bize Tanburi Cemil’in plaklarını dinletirdi. Rumeli’ deki hürriyet ilanında, amcam Niyazi Bey’ dir hürriyet kahramanı, Cemil Bey’ in yakın arkadaşıymış ve babamı memur etmiş buradan İstanbul’dan Cemil Bey’ i al, hürriyetin ilanı münasebetiyle şenlikler düzenlenmiş Rumeli’nde, oraya getir diye. Babam da bir arkadaşıyla beraber memur olmuş onun geniş bir hikâyesi vardır. Ve dolayısıyla babamın bir hatırası var Cemil Bey üzerinde haklı olarak ve yerinde olarak. Read the rest of this entry »
Selahattin Küçük’ün bir anısı;
On’ar dakikalık, üç sazdan oluşan saz eserleri programları yapılıyordu. Artık o tür yayınlara gire çıka kanıksamıştık, hep o tek sesli tek düze musikiydi. Bir peşrev, ara taksimi ve bir saz semaisi çalıyorlardı. Eserleri sırası geldikçe teker teker anons ediyorduk. Arada boş durmak sıkıcı oluyordu.
Genellikle yanıma okuyacak bir şeyler alıyordum. Stüdyoya girdiğimde Sadi Işılay, Niyazi Sayın ve Ercüment Batanay çalacakları parçaları çalışıyorlardı. Yayın disiplini daha tam işlemiyordu. Program Müdürlüğü daktilo edilmiş düzgün anonslar veremiyordu spikerlere. Read the rest of this entry »