“Çok sevdiğim bir arkadaşımla birlikte hemen her gece sabahlara kadar atatürk’ün huzurunda konserler verir,fevkalade takdirlerine mazhar olurduk….
….. şeref verdikleri her yerde bize konser de verdirirler ve halka türk musıkisini dinletirler,kendileri teşrif buyururlar,iğne düşecek yer kalmazdı.
konser programı bittikten sonra kendileri ayrıca bir program tertip ederler,konseri tekrar baştan başlatırlar ve milli mıskimize karşı olan teveccüh ve sevgilerini bu suretle gösterirlerdi.

1924 senesinde yine bir akşam fasıldan sonra bir semai çalındı ve fasıla nihayet verildi.atatürk şöyle buyurdular;
-dikkat ediyorum,fasıllarla peşrevlere başlanıyor,şarkılar okunuyor,saz semaisi ile bitirliyor.fasıllardan sonunda çalınan saz semailerinin tarzı aşağı yukarı birbirinin aynı,.dörder hane olark bestelenen bu gibi eserlerin,bilhassa saz semailerinin sonları bizlere heyecan verecek,ruhumuzu okşayacak,mesela bizim zeybek havaları gibi daha kıvrak,zevkimizi okşayan ve bizi zıplatan havalarla tertip edilse idi milli ruhumuzu daha ziyade okşamazmıydı?
acaba bestekarlarımız neden bu hususu göz önünde tutmamışlar?

gazi’nin bu buluşları harika idi.o ara salon orkestrası konserine başladı,ben yerimden fırladım,beni çok alakadar eden dahiyane buluş üzerinde derhal bir eser yazmak,emirlerini ve arzularını hemen o anda yerine getirmek için tenha bir yere çekildim.bir kağıda o anda doğan eden birçok nağmeleri hamparsum notası ile yazdım.dördüncü haneye,zeybek havasında bir tempo ekledim…tam 15 dakika gibi kısa zamanda meydana getirdiğim bu eseri bir daha gözden geçirdim.kendim de beğendim.mükemmel bir nikriz saz semaisi bestelenmişti.yirminci dakika da salona girdiğim zaman,orkestra dans havalarını çalmaya devam ediyor,sofra başında atatürk maiyetiyle konuşuyordu.beni görür görmez:

-nerede idin?

-paşam,emirlerinizi yerine getirmek üzere dışarıya çıkmış idim.müsade buyurulursa,efendimize şimdi bestelediğim bir nikriz saz semaisi’ni dinleteceğim.
paşa hayret içinde idi.derhal tanburla bu eseri arzetmeye başladım.alaka ile ,dikkat ile takip ediyorlardı.
son hanesi zeybek havası ile başlar başlamaz:

-bravo,aferin evladım!… diyerek huzurunda bulunanlara (inonu’de vardı)

-haydi bakalım!..hepimiz zeybek oynayacağız!..
tekrar takrar bu eseri çaldırdılar ve mütemadiyen oynadılar.

“san’atkar paraya değil,iltifata muhtaçtır.”

Refik Fersan Hatıraları
Kaynak: Türk Bestekarları Serisi Refik Fersan Albüm Kartoneti