Soğuk bir kış günü padişah, tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş.
Yanına baş vezirini alıp, yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı
bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek
tabaklıyormuş.
Padişah, ihtiyari selamlamış: ‘ selamunaleyküm ey pir-i fani…’
Adam: Aleykumselam ey serdar-ı cihan…’ Read the rest of this entry »
Selahattin Küçük’ün bir anısı;
On’ar dakikalık, üç sazdan oluşan saz eserleri programları yapılıyordu. Artık o tür yayınlara gire çıka kanıksamıştık, hep o tek sesli tek düze musikiydi. Bir peşrev, ara taksimi ve bir saz semaisi çalıyorlardı. Eserleri sırası geldikçe teker teker anons ediyorduk. Arada boş durmak sıkıcı oluyordu.
Genellikle yanıma okuyacak bir şeyler alıyordum. Stüdyoya girdiğimde Sadi Işılay, Niyazi Sayın ve Ercüment Batanay çalacakları parçaları çalışıyorlardı. Yayın disiplini daha tam işlemiyordu. Program Müdürlüğü daktilo edilmiş düzgün anonslar veremiyordu spikerlere. Read the rest of this entry »

“Çok sevdiğim bir arkadaşımla birlikte hemen her gece sabahlara kadar atatürk’ün huzurunda konserler verir,fevkalade takdirlerine mazhar olurduk….
….. şeref verdikleri her yerde bize konser de verdirirler ve halka türk musıkisini dinletirler,kendileri teşrif buyururlar,iğne düşecek yer kalmazdı.
konser programı bittikten sonra kendileri ayrıca bir program tertip ederler,konseri tekrar baştan başlatırlar ve milli mıskimize karşı olan teveccüh ve sevgilerini bu suretle gösterirlerdi. Read the rest of this entry »