Mehmed Akif Ersoy’un ve Neyzen Tevfik ahbaplığı tüm edebiyat çevrelerince bilinir.irdelenmesi gereken;bu iki zıt kutbu biraraya getiren ne? sorusu.
cevap;dürüstlükleri ve ney…


iki üstadın tanışma sebebi yine neydir.akif’in müzik tutkusu ve ney merakı yol açıyor.mehmed akif o zamanlar ziraat nezaretinde baytar müfettişiliği baş katibi.üstad neye çok meraklı.tevfik’in ney üflediğini görünce hemen sarıgüzel’deki evinin adresini veriyor.artık neyzen sarıgüzel müdavimlerinden…
aralarında 6 yaş fark bulunan (akif; 1873 tevfik:1879 doğumlu) bu iki insan arasında dostluk başlıyor.mehmed akif neyzenin kardeşi sefik’le de bir baba sıcaklığıyla ilgileniyor yalnız tevfikin gecesi gündüzü ney,ona da fransızca farsça ve arapça dersleri veriyor,diyer yandan da akif neyzen’den ney dersleri alıyor…

mithat cemal’in anlattığına göre hicri 1313 yılında mehmed akif, neyzen tevfik’in oturduğu şekerci hanına gidiyor.iki ay süren bir dersten sonra ne yazık ki salim bey’in hicaz peşrevini bir türlü düzgün çıkaramıyor.aczini bir düşman gibi karşısına koyuyor.fakat hicaz peşrevi neyde çok güçmüş;insanın parmakları saraya tutulmuş gibi neyin perdelerine bükülecekmiş,ne çıkar?fakat o galip gelemediği işleri sever.güç bir arap şairinin külliyatını anlamak bütün bir ramazan ayında evine kapanmamış mıydı?o yılda musikiye o türlü çalışıyor nota öğreniyor.fakat salim beyin hicaz peşrevi ne alemde?hiçbir alemde değil yerinde sayıyor.
o halde bu musıki sevdasından vazgeçmemeli.vazgeçecek gibi oluyor,fakat hani güçü zoru severdi?bunu kendi kendine soruyor ve artan bir inatla yine musıkinin peşinden koşuyor.
bu sefer mehmed akif,sarı güzeldeki evinden her sabah çukurçeşmedeki ali bey hanına gidiyor.çünkü neyzen tevfik bu hana taşındı;akif ondan yine ney dersi alacak.ve buraya giderken hızlı hızlı yürüyor.bu ıztırap niçin mi?
çünkü terliyerek giderse bu ders uğrunda çekilen bir ideal oluyordu.akifin kolay,yakın gibi kavramları sevmemesi seciyesinin çehreleşen tarafı oluyor…
ali bey hanında akif’in bir türlü ney öğrenemediği bu bekar odası,o kadar da temiz bir yer değil.çünkü akif birgün odada yemek yerken neyzenin verdiği peşkire alaycı teşekkür ediyor.
istemem üstüm kirlenir!
fakat titiz denecek kadar temiz olan akif bu odada bahtiyar,bu odada akifin çıldırıdğı bir şey var;sanat sahiciliği!
bu odada öğrendim zannetmek yok.burada öğrenmek sahiden öğrenmektir.bir fasıl bazen üç ayda öğrenilecektir.
bu üç ayın sonunda nihayet akif’in azmi bitiyor:

heyhat! söndü şevkim şevkimle bende söndüm.
hanlarda sürte sürte aşık garibe döndüm.

diyor.fakat akif bu beytini hemen unutuyor;seciyesinin başında alın yazısı gibi taşıdığı beyti hatırlıyor.namık kemal’in beytini:

felekden intikam almak demektir ehli idrake,
edip tezyid-i gayret müstefid olmak nedametten.

ve güzel inadı güçlükle beraber artıyor.nihayet kendince memnun olmağa başlıyor;işte bir çok besteler öğrendi hatta devri kebir usulunude…
fakat düşünüyor: hayır bilmek bu değil ve bilgisin, kendine saklıyor;musıkideki ufak melaikesini yalnız başına kaldığı zamanlar birşeyler mırıldanmak için salahiyet olarak kabul ediyor.başkalarının yanında yalnız başkalarını dinleyecek.
daha doğrusu yalnız başkasını;şerif muhiddini….

kaynak: neyzen tevfik ve azab-ı mukaddes’i (mehmet ergün)