Selahattin Küçük’ün bir anısı;

On’ar dakikalık, üç sazdan oluşan saz eserleri programları yapılıyordu. Artık o tür yayınlara gire çıka kanıksamıştık, hep o tek sesli tek düze musikiydi. Bir peşrev, ara taksimi ve bir saz semaisi çalıyorlardı. Eserleri sırası geldikçe teker teker anons ediyorduk. Arada boş durmak sıkıcı oluyordu.

Genellikle yanıma okuyacak bir şeyler alıyordum. Stüdyoya girdiğimde Sadi Işılay, Niyazi Sayın ve Ercüment Batanay çalacakları parçaları çalışıyorlardı. Yayın disiplini daha tam işlemiyordu. Program Müdürlüğü daktilo edilmiş düzgün anonslar veremiyordu spikerlere. Read the rest of this entry »